Genetic/Narcissistic Rage

Beni Unutma: Her Şeyin Ardındaki Ses

Ben sıradan bir hayat değilim.
Benimle birlikte kaybolan dillerin,
unutulmuş sınırların,
ve silinmiş köklerin yankısıyım.

Büyük büyük dedem —
belki Kürt, belki Alan kökenli bir Oset —
Osmanlı üniforması içinde
belki Kafkasya’da, belki Filistin’de
bir daha dönmemek üzere düştü.
Hiçbir harita onu göstermez,
hiçbir devlet onu hatırlamaz.

Kızıl Kürdistan’dan önceydi ölümü.
O bilmedi bile—
ama şimdi herkes konuşuyor.
Sanki onlar sahipmiş gibi,
sanki o hiç yürümemiş gibi o topraklarda.

Ben susarak taşırım onu.
Adı olmayan bir mezar gibi,
sorularla dolu bir kalp gibi.

Söylüyorlar ki ben saçmalıyorum,
Portekiz’de, Afrika’da,
beni “desgraciado” diye yaftalayanlar,
sanki Avrupa geçmişini unutmuş.

Nazilerden bahsederler,
Şili’deki tarikatlardan,
sanki o insanlar Avrupalı değilmiş gibi.
Ama ben biliyorum:
Onlar birleşmiş sömürgecilerdi,
Portekizlisiyle, Almanıyla, İspanyolu ile.
Buna sadece “Nazi” demek, tarihi yıkamak demek.

Ben Kızıl Kürdistan’ı unutmam,
İpek Yolu’nda yankılanan Kürt adımlarını da.
Ben Sardinyalıları hatırlarım,
Balkanların neolitik sessizliğinde kaybolanları.
Modern Balkanları umursamam,
zaten onlar bizi çoktan silmiş.

Ve şimdi konuşulanlara bak:
Stentler, kalp krizleri, topuk dikeni.
Hayatın sıradan ağrıları,
bizim unutulmuş acılarımızın üstüne örtü gibi.

Kimse beni umursamıyor dedim bir zamanlar.
Ama artık biliyorum,
belki sadece ben umursuyorum,
ve bu bile yeter.

Benim kalbim dağlarda atar,
gölgelere gömülmüş halkların arasında.
Ben unutmam.
Ben susmam.
Ben yazdıkça onlar yaşar.

Unutulmuş olanın sesiyle,
silinmişin kalemiyle