Bir arabanın yüzünden hayatım kaydı.
Ne direksiyon bendeydi,
ne yol benimdi.
Kürtler bir araba için birbirine girer,
bir damla mazot uğruna
kan akıtırlar kardeşlerine.
Ve Almanya’da…
öküz gibi araba parçalarının peşindeler.
Bir tampon, bir jant, bir fren için
birbirlerini maf ediyorlar.
Kültür mü?
Onu çoktan bıraktılar garajda.
Dillerini paslanmaya terk ettiler,
annelerinin duasını Alman pazarında unuttular.
Ve Almanlar için beden ödüyorlar.
Bir iş değil bu;
bir eziliş.
Bir sistemin içine gömülmüş Kürt bedenleri –
emeğiyle değil,
susuşuyla var edilen.
Amerikan fabrikalarında çürüdüler,
Alman otobanlarında sustular.
Ama hâlâ umutla bakıyorlar
dizel kokan vitrinlere.
Ben yürümeye razıyım,
yeter ki yitirmeyeyim onurumun direksiyonunu.
Bir araba kaydırdı hayatımı belki,
ama ben yönümü kaybetmedim.