Nevşehir Benim Olsaydı
taş evlerin içinden bir dua gibi
Nevşehir benim olsaydı,
bir anahtarım olurdu.
Ağır taştan, eski bir kapıyı
yavaşça açar,
hiç kimseye hesap vermeden
içeri girerdim.
Gölgesinde otururdum
taş duvarların,
soğuk ama sadık,
duyulmayan ama dinleyen.
Nevşehir benim olsaydı,
hiç kimse kim olduğumu sormazdı.
Kürt müsün, göçmen misin,
yoksa sadece fazlalık mı—
demezlerdi.
Bir penceren olurdu,
küçük, ama hep açık.
Rüzgâr içeri girerdi,
ve ben sonunda
nefes alırdım.
Nevşehir benim olsaydı,
ben artık eksik hissetmezdim.
Dışarıda kalmazdım.
Kendi evimde
misafir gibi yaşamazdım.
Nevşehir benim olsaydı,
ben susardım—
çünkü sonunda
duvarlar benim için konuşurdu.