Pazar Delileri İçin
Pazar, saatların lastiği gevşer,
sokaklar gömleğini iliklemez.
Sen, dumanın kuyruğunu tutan adam,
kibritin ucunda küçük bir güneş yakarsın.
Küllük, kara bir takvim;
her iz bir gün, her gün aynı dert.
Bin nefes eksilir ciğerinden,
bin bulut eklenir tavana.
Evin duvarı, sararmış bir hatıra defteri,
pencere camı buğudan bir perde.
Radyoda eski bir şarkı,
nakaratı: “Bir daha, bir daha…”
Parmakların nikotin çizgilerinden harita,
nereye gitse aynı meydan: yalnızlık.
Öksürüğün, paslı bir kapı zili gibi çalar,
kimse açmaz; kendi kendine girersin içeri.
Ama bil:
duman dağılır, kül savrulur,
akciğerin karanlığı bile sabaha yorulur.
Pazar biter, akşam iner,
ve senin içindeki çocuk
bir bardak su ister—
kibrit değil.
Söndür, derim,
kendi geceni kendin üfle;
belki ilk kez
göğsünde gerçek bir rüzgâr eser.